Hz. Nûh ve gemi
Hz. Nûh, kavmini yalnızca Allah'a kulluk etmeye çağıran bir peygamberdi. Onlara açıkça şöyle dedi: “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. Allah'tan başkasına kulluk etmeyin. Doğrusu ben sizin için acıklı bir günün azabından korkuyorum.” Gece gündüz, gizli ve açık, yıllar boyunca bu davetini sürdürdü.
Kavminin ileri gelenleri ise onu küçümsediler. “Sen de bizim gibi bir insansın. Sana uyanları da ancak aramızdaki en düşük kimseler olarak görüyoruz” dediler. Hz. Nûh, kendisine inanan yoksulları yanından kovmasını isteyenlere karşı onları savundu. Onlardan bir ücret istemediğini, ecrini yalnızca Allah'tan beklediğini söyledi.
Uzun bir zaman geçti; inananların sayısı pek azdı. Sonunda Allah, Hz. Nûh'a kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka kimsenin iman etmeyeceğini bildirdi ve gözetimi altında bir gemi yapmasını emretti. Hz. Nûh gemiyi yaparken kavminden geçenler onunla alay ediyorlardı. O ise sakin bir sesle, “Bugün siz bizimle alay ediyorsanız, yakında biz de sizin alay ettiğiniz gibi sizinle alay edeceğiz” diyordu.
Nihayet emir geldi ve sular kaynamaya başladı. Hz. Nûh'a, her cins canlıdan birer çift, ailesini ve iman edenleri gemiye almasını söylendi. Gemiye binerken şöyle dedi: “Binin ona! Onun yürümesi de durması da Allah'ın adıyladır.” Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında yol almaya başladı.
O sırada Hz. Nûh, bir kenarda duran oğlunu gördü ve ona seslendi: “Yavrum, bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma!” Oğlu ise, “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” diye cevap verdi. Babası, “Bugün Allah'ın merhamet ettiklerinden başka, onun emrinden kimseyi koruyacak yoktur” dedi. Aralarına bir dalga girdi ve oğlu boğulanlardan oldu.
Sonra yere suyunu yutması, göğe de suyunu tutması emredildi. Sular çekildi ve gemi Cûdî'nin üzerine oturdu. Hz. Nûh, oğlu için Rabbine yalvardığında, ona oğlunun salih bir amel üzere olmadığı bildirildi. Hz. Nûh hemen Rabbine sığındı, bağışlanma diledi. Ardından gemidekiler, Allah'tan bir selamet ve bereketle karaya indiler ve yeryüzünde yeni bir hayat başladı.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim, Hûd Suresi 25–48