Hz. Yakup'un sabrı ve kavuşma

Mısır'dan dönen kardeşler, küçük kardeşlerini geride bırakmak zorunda kalmışlardı. Babalarının huzuruna çıkıp olanları anlattılar. Hz. Yakup, yıllar önce Yusuf için söylediği sözü yine tekrarladı: “Hayır, nefsiniz sizi bir işe sürükledi. Artık bana düşen güzel bir sabırdır. Umulur ki Allah onların hepsini bana getirir.”

Sonra onlardan yüz çevirdi ve “Ey Yusuf'a olan hasretim!” dedi. Ağlamaktan gözlerine ak düşmüştü, ama acısını içinde tutuyor, kimseye şikâyet etmiyordu. Oğulları, “Vallahi sen Yusuf'u anmaya devam edersen sonunda ya hasta düşeceksin ya da helak olacaksın” dediler. Hz. Yakup'un cevabı, sabrın ne demek olduğunu anlatır: “Ben derdimi ve hüznümü yalnızca Allah'a arz ediyorum. Ben Allah'tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim.”

Ardından onlara bir görev verdi: “Oğullarım, gidin, Yusuf'u ve kardeşini araştırın. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah'ın rahmetinden ancak inkâr edenler ümit keser.” Kardeşler bu kez yoksulluk içinde Mısır'a gittiler ve Hz. Yusuf'tan kendilerine ikram etmesini, ölçüyü tam vermesini istediler.

Hz. Yusuf onlara şöyle sordu: “Siz cahilken Yusuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?” Kardeşler birden irkildiler: “Yoksa sen gerçekten Yusuf musun?” O da, “Ben Yusuf'um, bu da kardeşim. Allah bize lütfetti. Kim Allah'tan sakınır ve sabrederse, Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez” dedi. Utanç içinde hatalarını itiraf eden kardeşlerine ise şu büyük sözü söyledi: “Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O merhametlilerin en merhametlisidir.”

Hz. Yusuf onlara gömleğini verdi ve babasının yüzüne koymalarını istedi. Kafile Mısır'dan ayrıldığında, çok uzaklardaki Hz. Yakup, “Bana bunadı demezseniz, ben Yusuf'un kokusunu alıyorum” dedi. Müjdeci gelip gömleği yüzüne koyunca gözleri yeniden görmeye başladı. Oğulları ondan kendileri için bağışlanma dilemesini istediler; o da Rabbinden af dileyeceğini söyledi.

Bütün aile Mısır'a geldi. Hz. Yusuf anne ve babasını bağrına bastı, onları yüksek bir yere oturttu. Hepsi o zamanın geleneğine göre saygıyla eğildiler. Hz. Yusuf, “Babacığım, işte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçek kıldı” dedi. Sonra şükürle Rabbine yöneldi ve kendisini Müslüman olarak vefat ettirmesini, salihler arasına katmasını diledi. Yıllar süren ayrılık, böylece sabrın ve affın sıcaklığıyla son buldu.

Hikayeden alınacak dersDerdini yalnızca Allah'a açan ve rahmetinden ümit kesmeyen, sonunda sevdiklerine kavuşur.

Kaynak: Kur'an-ı Kerim, Yusuf Suresi 80–101