Hz. Mûsâ ve Tûr'daki ateş
Hz. Mûsâ, Medyen'deki çalışma süresini tamamladıktan sonra ailesini alıp yola çıktı. Karanlık ve soğuk bir gecede, ıssız bir yolda ilerlerken Tûr dağı tarafında bir ateş gördü. Ailesine, “Siz burada bekleyin. Ben bir ateş gördüm. Belki size ondan bir kor getiririm ya da ateşin başında yol gösterecek birini bulurum” dedi.
Ateşin yanına vardığında ona şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben senin Rabbinim. Ayakkabılarını çıkar; çünkü sen kutsal vadi Tuvâ'dasın. Ben seni seçtim; şimdi sana vahyedileni dinle. Şüphesiz ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl.” Bir kor almaya giden Hz. Mûsâ, peygamberlik göreviyle karşılaşmıştı.
Ardından ona soruldu: “Ey Mûsâ, sağ elindeki nedir?” Hz. Mûsâ, “O benim asamdır. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim; onda başka işlerim de var” dedi. “Onu yere at” buyuruldu. Hz. Mûsâ asasını atınca o, hızla hareket eden bir yılan oluverdi. Hz. Mûsâ korkuyla geri çekildi. “Onu al ve korkma. Onu ilk hâline döndüreceğiz” denildi.
Sonra ikinci bir mucize gösterildi: “Elini koltuğunun altına sok; kusursuz, bembeyaz parlayarak çıksın.” Bu iki mucize, Hz. Mûsâ'nın Firavun'a götüreceği apaçık delillerdi. Ve büyük görev bildirildi: “Firavun'a git. Çünkü o çok azdı.”
Hz. Mûsâ, görevin ağırlığını biliyordu. Firavun'un sarayından kaçmak zorunda kalmıştı ve dilinde de bir tutukluk vardı. Bu yüzden Rabbine şöyle dua etti: “Rabbim, göğsümü genişlet. İşimi bana kolaylaştır. Dilimdeki düğümü çöz ki sözümü anlasınlar. Bana ailemden bir yardımcı ver: kardeşim Hârûn'u. Onunla gücümü pekiştir ve onu işime ortak et ki seni çok tesbih edelim ve seni çok analım.”
Allah'ın cevabı hemen geldi: “Ey Mûsâ, istediğin sana verildi.” Hz. Mûsâ, o gece ailesine bir kor götürmek için yola çıkmıştı. Şimdi ise insanlığa hidayet ışığı götürecek bir peygamber olarak dönüyordu. Yanında asası, kalbinde Rabbinin vaadi ve yardımcısı olarak kardeşi Hz. Hârûn vardı.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim, Tâhâ Suresi 9–36; Kasas Suresi 29–35